Geçen raporlarımda (*) (**) sizlere bizden 1000 ışık yılı ötede bulunan Aynüd gezegeninin en müreffeh toplumu olan Eyikrüt’lülerin siyasal seçim sistemlerinden, Siber-Meclis, Âkiller Heyeti gibi anayasal kurumlarının işleyişinden ve Eyikrüt Cumhuriyeti anayasasının ruhunu oluşturan temel dayanaklardan bahsetmiştim. Bu raporumda ise Eyikrüt’lülerin biz Dünyalılar nezdinde adeta ütopya olarak addedilebilecek bu sistemlerini nasıl tesis edebildiklerinden bahsetmek istiyorum.
Eyikrüt Cumhuriyeti halkının bundan yüzlerce yıl evvel mevcut topraklarına iklim değişiklikleri yüzünden göç etmesinden önce Aynüd’ün Aysa kıtasının ortalarında yaşadıkları söylenegelir. Yaşadıkları söylenen coğrafyada bulunan ve eski Krüt ( Eyikrüt halkı) alfabesiyle yazılmış, en az 10.000 yaşındaki Nuhro anıtlarında şöyle yazmaktadır:
"Korkma! Dağlar koni, bulutlar küre, yıldırımlar şakuli değil! Doğrusal denklemler, sahici aynüdün mecazıdır, gerçek, doğrusal denklemlerden ibaret değil!
Yerel, küreselden farklı olabilir. Bileşik sistemlerde insicam, çalkantıyla el ele yürür. Kaos, oluşanın bilimidir, geçmişin değil. Mekândan münezzehtir, tutarlıdır, hesaba gelir. Kaos'tan korkma!
Bu ülkede akide şekerinin yapıldığı günleri hatırlar mısın? Ya da annenin talaş böreğini? İki ucundan çekilip sündürülen, ortadan katlanan ve tekrar sündürülen şekeri? Yaprak yaprak ayrılan hamuru? Pişmaniyeyi? Maddenin her çekilişi, her katlanışı, onu oluşturan yan yana tanecikleri savurur ama bütün, yeni bir düzene oturacaktır. Yerel savrulurken, bütün dingindir. Savruluş, aslında bir serüvendir, serüvenden korkma!
Zaman ve mekânın mutlaklığı bir illüzyondan ibaretti, görecelik yıktı. Kuantum teorisi ölçümleme sonuçlarının kesinliğine ilişkin rüyalardan uyandırdı; bu aynüde dair olup da, yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olduğu kanıtlanmış hiçbir verinin olamayacağını gösterdi! Bulanık mantık nasni zihnini siyah-beyaz düşüncenin ikili cenderesinden kurtardı. Geleceğin yüzde yüz öngörülebilineceğine dair determinist fantezileri de Kaos bilimi yok edecek.
Büyük meseleleri, büyük programların halledebileceğinin düşünüldüğü günler geride kaldı. Küçücük müdahalelerin, kendileri gibi küçücük sonuçlar doğuracağı düşünüldüğü için küçümsendikleri günler de öyle. Dinamik sistemler hayal bile edemediğimiz karmaşık kurallara göre çalışır. Bugün, Lubnatsi’de (Eyikrüt eski başkenti) kanat çırpmaya başlayan bir kelebek, bir zaman sonra aynüdün başka taraflarında kasırgalara neden olacaktır!
Kuantum fizikçileriyle sufi tayfası el ele, omuz omuza. İnan, güven ve Korkma!" (1)
Eyikrüt Cumhuriyeti milli şairlerinden Yosre Fika Temhem’in, Krüt halkının savaş ve yokluk günleri zamanında yazdığı marşları da “Korkma!” ile başlamaktadır.
Nuhro anıtlarında bahsedilen Kaos bilimi, bu kâinattaki sistemlerde küçük etkilerin ve değişikliklerin çok büyük sonuçlar doğurabileceğini öngörmektedir ve Aynüd bilim adamlarının yaklaşık en az 10.000 yıldır farkında oldukları bu bilimi biz de 1970’lerden itibaren matematiksel olarak keşfetmeye başladık. Bilhassa matematiksel olarak diyorum, zira bizde dahi kâinatın bu şekilde işlediği bilgisi bazı anonim söylencelerimize dek girmişti;
“Bir çivi bir nal kurtarır,
Bir nal bir at kurtarır,
Bir at bir süvari kurtarır,
Bir süvari bir savaş kurtarır,
Bir savaş bir ülke kurtarır.”
Bu, bizlerin de bildiği eski bir söylence idi. Fakat Aynüd halkları arasında Eyikrüt’lüler bu esas üzerine koca bir medeniyet inşa edebildiler. Herhangi bir Eyikrüt’lü yolda bir taş gördüğü vakit onu görmezden gelmiyordu, alıp kenara koyuyordu ki ola ki kendisinden sonra birisinin ayağı takılır ve zarar görür. Bir taşı yolun kenarına koymanın tüm Aynüd tarihine etkisi olabileceğinin farkındaydılar, yoldan kimin geçeceğini – mühim bir buluş yapacak bir bilim madası, ülkeyi kurtaracak bir komutan vb. – kim bilebilirdi ki?
Eyikrütlüler, kendilerini çevreleyen toplumsal dairelerin iç içe olduğunu ve en merkezde de kendileri olduğunu biliyordu. Ruhlarının üzerini örten kiri pası arındırmaya en merkezdeki daireden başlamaları gerektiğini, çünkü en yakın oldukları ve doğrudan nüfuz edebilecekleri yegâne dairenin bu daire olduğunun farkındaydılar. Ve sonra aileleri, hayat yoldaşları, eşleri, dostları, arkadaşları… Sözün güzeliyle, kalp kırmadan, ağız dilinden öte hâl diliyle elbette… Bir daire sonrası, komşuları; bir Eyikrüt’lünün komşusu açken tok yatması düşünülemezdi bile. Mahalleleri, şehirleri, ülkeleri… Gezegenleri… Kâinatları… Her daireye yakınlıkları nispetinde sorumluluk derecelerinin büyümekte olduğunu, fakat her dairede de bir elleri olması gerektiğini de biliyorlardı.
Eyikrüt medeniyeti ve bu medeniyetin geçmiş raporlarımda belirttiğim siyasi sistem ve kurumları, sizlere yukarıda özetlemeye çalıştığım bu temel ilkeler üzerinde yükselmekte. Bir Eyikrüt bilgesi olan Analvem Niddelalec İmur’un “Anlatabildiğim, karşımdakinin anlayabildiği kadardır.” hikmetli düsturunca, umarım sizlere Eyikrüt’e dair yeterli malumat sunabilmişimdir...
(1) Alev Alatlı'nın Schrödinger'in Kedisi [Kâbus] adlı eserindeki Onarımcıların söylemlerinden alıntılanmıştır...
(Bu yazım Haber Ajanda Dergisi'nin Temmuz 2008 sayısında yayınlanmıştır.)



0 yorum:
Yorum Gönder