8 Ekim 2009 Perşembe

Biip... Biip... Biip... Sanallaşmak İstiyorum!


Nazım Hikmet’in, sanayi devrimi sonrası insanların hayatlarının mekanize olmasına ve neredeyse her alanda makinelere karşı artan şehveti eleştirmek maksadıyla 1923 yılında yazdığı “Makinalaşmak İstiyorum!” (1) adlı bir şiiri vardır; “Trrrrum, trrrrum,trrrrum! Trak tiki tak! Makinalaşmak istiyorum!” diye başlayan. Öyle sanıyorum ki, kendisi bugün yaşasaydı bu şiirini şöyle kaleme alırdı: “Biip, biip, biip! Sanallaşmak istiyorum!”

Sanallaşmak, gerçeklikten bir kaçış. Gerçekliğin yüklediği sorumluluklardan, vazifelerden ve gerçekliğin gerçeklerinden arınmak. Yeni kimlikler, yeni hayatlar edinmek, yeni gerçekliklerin içine doğmak.

Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Kliniği’nin kayıt altına aldığı vakalar (2), bu sanallaşma şehvetinin ucunun nerelere varabileceğini gösteriyor:

“…Hastalarımdan biri 13 yaşında erkek çocuğuydu. Günün 14 saatini internette geçiren bir çocuktu. Evden dışarı çıkmıyordu, ailesi bilgisayarı kapatmak istediğinde onlara saldırıyordu. Annesi bizi ağlayarak aradı ve yardım istedi. Çocuğu gece gündüz internette kalıyormuş. Bilgisayarın karşısından kaldırmadıkları için sonunda yardım istediler. Çocuk ambulansla servisimize getirildi ve birimimizde tedavi oldu.

…14 yaşındaki O.C. 'Counter Strike' adlı oyunun bağımlısı. Saatlerce bilgisayar karşısında vakit geçirdiği için oyunu oynamaya başladığından beri kilo almış, okula gitmiyor, günlerce yıkanmıyor. İnternet kafeye para yetiştiremediği için evden eşyalar çalıp, eskicilere satmaya başlamış. Sonunda ailesinin zoruyla hastaneye yatırılan gence müdahale edildi.

…O.Ç. 18 yaşında. Üniversiteyi kazanmış, kaydı yapılmış ancak son iki yıldır internet bağımlılığı nedeniyle bir gün bile okula gitmemiş. Hastaneye ailesinin imzasıyla, onun istemi dışında yatırıldı. Bilgisayardan uzaklaşmamak için fastfood dışında yemek yemiyor. Arkadaşlarıyla özellikle son bir buçuk yıldır hiç diyalogu yok. Telefonunu bir yıldır hiçbir şekilde kullanmıyor.”

Electronic Arts firmasının çıkardığı Sims adlı ‘hayat simülasyonu’ oyunu da geçtiğimiz haftalarda 100 milyonuncu satışını gerçekleştirdiğini duyurdu. (3) Bu rakamla Sims, tüm zamanların en çok satılan bilgisayar oyunu oldu. Sanal bir evcilik oyunu olan Sims’in içinde yer alan ve dilediğiniz gibi yaratıp yönetebileceğiniz Sim adlı sanal karakterlerin tuvalet ihtiyaçlarından tutun, arkadaşlık, aşk, cinsellik gibi ihtiyaçlarını gidermeniz, hayvan bakımı, bitki yetiştirme gibi oyun eklentileriyle yeteneklerini geliştirmeniz, kariyer hayatlarının bekası için gerekli özellikleri kazanmalarına dönük kitaplar okutturmanız, ayrıca yaptıkları işlerden yüksek verim sağlayabilmeleri için de halet-i ruhiyelerini her daim yüksek tutmanız, bunun için de zaman zaman ekranda beliren ekstra arzu ve isteklerini de karşılamanız gerekmekte.

“Sizin dünyanız, sizin hayalleriniz” sloganıyla, San Francisco merkezli Linden Lab adlı şirlet tarafından 2003 yılında kullanıma sunulan Second Life – İkinci Hayat (4), internet üzerinden oynanabilen bir 3 boyutlu sanal dünya gerçekliği uygulaması. Katılımcılarının gerçek para harcayarak sanal topraklar ve evler satın aldıkları, pek çok büyük firmanın bu sanal dünyada ofisler açtığı, devletlerin sanal büyükelçilikler açmayı düşündüğü (İsveç 2007 yılında Maldivler’den sonra bu sanal dünyada büyükelçilik açan ikinci devlet oldu), Reuters haber ajansının bu sanal dünyadan gerçek dünyaya haberler vermeleri için ayrı muhabirler görevlendirdiği bir oluşum.

Bütün bunlar, makinelerin kontrolündeki bir sanal gerçeklik içinde hiçbir şeyden habersiz şekilde hayatlarını sürdüren insanları anlatan Matrix filmini çağrıştır mıyor mu? Adım adım kendi Matrix’imizi inşa ediyoruz adeta. Filmdeki, Matrix’in yalan olduğunu bildiği halde Matrix’e zengin, ünlü bir aktör olarak geri dönmek için makinelerle pazarlık yapan Cypher adlı karakteri hatırlayalım. 21. yy. insanının rol modeli acaba Cypher mı olacak?

Geçmiş zamanlarda peygamberler insanlara, eğer bu gerçek dünyada adil, ahlaklı bir yaşam sürerlerse, öldükten sonra doğacakları dünyada kimliklerinden bağımsız olarak dert ve tasanın yer almadığı bir cennet gerçekliğinden haber veriyorlardı. 21. yy’ın sanal putları ise, tıpkı 11. yüzyılda Hasan Sabbah’ın yanındaki fedailere cenneti bu dünyada vaad etmesi misali insanlara henüz bu dünyadayken başka kimlikler, başka hayatlar vaad ediyor.

İnsanların, kendi gerçeklerinin hoşnut olmadıkları kısımlarını değiştirmek için çaba göstermektense sanal alternatif gerçekliklerde hayatlarını afyonlamadıkları bir gerçek dünya diliyorum…


(1)

trrrrum,
trrrrum,
trrrrum!
trak tiki tak!
makinalaşmak istiyorum!
beynimden, etimden, iskeletimden geliyor bu!
her dinamoyu
altıma almak için çıldırıyorum!
tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,
damarlarımda kovalıyor
oto-direzinler lokomotifleri!

…mutlak buna bir çare bulacağım
ve ben ancak bahtiyar olacağım
karnıma bir türbin oturtup
kuyruğuma çift uskuru taktığım gün!


(3) http://thesims2.ea.com/100million/index.php

(4) http://secondlife.com/


(Bu yazım Haber Ajanda Dergisi'nin Ağustos 2008 sayısında yayınlanmıştır.)

0 yorum:

Yorum Gönder